December 2009
80 posts
Ev hakkında birkaç ipucu.
Tabii üzerinde polaroidler eksik.
Anne, yakında gelecek!
Avatar’ı izlemeyen insanları astıracağım.
– Babam, 28 Aralık 2009.
Kült Ablası vol.5
Zor günler geride kalmış, depozito, kira ödenmiş, internet bağlatılmış, duvarlar silinmiş, hatta kapıcının parası bile verilmiş. Derse geç kalmanın verdiği coşkuyla koşuyorum, hala dışarıda olan arkadaşlarımı görüyorum. Al bakalım diyerek fırlatıyorum Belen’e anahtarlardan birini. Üzerindeki Super Mushroom’u görünce “yıaaaa” diyerek sarılıyor. “Bundan sonra bu...
Kült Ablası vol.4
1Up mushroom motifli anahtarlığımı kapının deliğine sokup eve giriyorum, ayak seslerimde büyük bir sürprizin bozulmaması gerektiğine açıklık getiren bir telaş duyuluyor. Karanlık odada kimyasal soluyan Belen’e “bengeldiiiim” diye bağırıyor ve anahtarımı girişteki, adına “şizofren” dediğimiz şifonyere, Belen’in Super Mushroom anahtarlığının tam yanına...
baban: paylaşım için teşekkürler.
elif: repleri unutmayalım lütfen.
– Belen, Aralık 2009, Dudul dul dudullu.
Kült Ablası vol.3
Gereksiz depresif olduğumuz gecelerden biri. Alakasız bir duygu patlaması, aşırı melankolik müzikler ve ağzını açık unuttuğumuz buzdolabı kokusu sinmiş şarabımız eşliğinde kedinin tırmalamaktan harap ettiği kanepemizde oturuyoruz. Her ne kadar mutsuz olsak da üzerine bantla “çirkin tuz” yazdığımız tuzluğa bakıp gülebiliyoruz. Ama kahkahalarımız kısa sürüyor. “Şu insanlar ne kadar...
Kült Ablası vol.2
Bahar gelmiş, çiçekler açıyor, çok hafif bir rüzgar ve küçük bahçemizden gelen yeni kesilmiş çimen kokusu içimizi huzurla dolduruyor. Çılgınlar gibi gerinerek uyanıyoruz, beyaz çarşafın temiz kokusu, bir öğrenci evine yakışmayan nitelikte. “Güünaaydaan” diyoruz Belen’le birbirimize. Esnerken gözlerimiz yaşarıyor. Cumartesi olması ne kadar da mutluluk verici. Biraz tembellik yapıp...
Bugün yine uzun zamandır düşünmediğim bir şeyi düşündüm. Sonra kendimi oldukça yalnız hissettim ve bir “kız” arkadaşımın olmasını diledim.
Kült Ablası vol.1
Belen’le bir sürü hayal kurduk. Hepsi birbirinden sevimli ve gerçek olması gereken şeylerdi. Buzdolabımızdaki polaroidlerden kült ablalarımıza kadar her şey olması gereken yerdeydi. Ben ona mayonez ve ketçap alıştıracaktım, o ise bana tuzsuz kısır yapacaktı. Sabahları krep ile coşacak, okula koşmanın dayanılmaz hafifliğini tadacaktık. Minik balkonumuzda pazar kahvaltıları yapacak, kapımızı...
Library Tapes ile uyumak istiyorum.
Bu günlerde dengesiz olduğuma inanmamaya başladım.
İstek listeme bir yenisini ekledim.
Yine ne kadar güzel bir gün.
Hayal kırıklıklarım sürecek! Bekleyin.
İlk kazandığım para olan o efsane 1 doları...
Twitter’a kilit vurdum. Listemde “CalviN ”Sadık Karan Dost Kazığı Şarkısı - Forumdas.Net” adında biri ya da adıma yazılmış ”@çok tatlısın ama yhaa :))” gibi şeyler görmeyeceğim bundan sonra. Ve bu beni çok mutlu ediyor.
HERKESİN BİR POPİSİ VARDIR.
Tony Tough 2: A Rake’s Progress’in torrentte bile olmaması ne kadar da efsane.
İçimde en miniğinden bir neşe pıtırtısı bile olmaması.
London Eye. İstanbul Hatırası. (R ters.)
Moontalk: *hoşgeldin yar *yüreğime Duygu: *boşver be *elalem ne derse desin Moontalk: *hadi hadi hadi hadi hadiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
Kesmeşeker fantezisi. 22 Aralık 2009. Özge.
Böyle.
Haziran.
Şişme havuz, su tabancası, Arctic Monkeys, salata, bira, Pusula Denizanası, çatı katı, Ajdar, Esra, bisiklet, mangal, dönme dolap, örümcek.
Patlıcana satanistliği yakıştıramam.
– Belen Alkan, 2009
Biraz önce Facebook’ta bir kız bana özel mesaj atmış. Çok tatlı, iyi bir kıza benziyor, bir şey sormuş. Birazdan cevap vereceğim hatta. Her şey iyi güzel ama mesajın sonundaki “çok hoşuma kaçtı” kısmını anlayamadım, oradaki eylemi kestiremedim yani tam olarak.
Okuldan döndüğüm anda okulu ve arkadaşlarımı özlememin sebebini biri bana anlatmalı.
Ve kilidi kaldır.
Sitem
Erkek arkadaşım kendine yeni bir sevgili edinmiş. Adı Kolof. Makedon falan herhalde, ne biçim bir isim değil mi yani “Kolof”. Neyse, ben içerdedir ailesiyle saadettedir diye düşünüp kendisini beklerken meğer o Kolof’la aşk yaşıyormuş. Geçenlerde zorla itiraf ettirdim. Şu anda birlikteler ve oldukça mutlu ve sağlıklı bir ilişkileri var. Ben de aradan çekildiğim için çok rahat...
They said it cengiz when the sun goes down.
– Arctic Monkeys
BAAAA!
Altı (6) ay sonra ağabeyimi havaalanında karşılamak için sabırsızlanıyorum. On (10) saat kaldı.
Oha yemek yemeliyim.
– Elif Sanem Karakoç, Acıbadem, 2009.
İçsel çözümlemeler.
“Yılbaşı” diye bir şeyi heyecanla bekleyen insanları anlayamıyorum. Hele evlerine çam ağacı koyup süsleyenleri hayretler içerisinde izliyorum. Geçenlerde annem çok heyecanlı bir şekilde odama geldi ve “Elif yardım et” dedi. Mesele malum “yılbaşı ağacı”ydı. Çok anlamsız geliyor. Belki geçen sene hiç kimseye hediye almadığım ve kimseden hediye beklemediğim...
If your kid comes to you and ask “why do we live if we’re gonna die...
– Rachel.
Sosisi ekmeğin gölgesine sakladım.
– Doruk Uğurluer -Silivri 2009
Aklıma bir fikir geldi, ama, Elif, alınmazsın değil mi?…
– Batuhan Güven, Kasım 2009.
Sevgili Belek,
Hayatında başarılar dilerim,
Işığın bol olsun.
– Güler Ertan
Olm kafamda soru işaretleri var.
– Cihan Kaymakçalan, Acıbadem 2009
Stop requested.
Acaba hayatımdaki ilk ve tek yurtdışı deneyimim olduğundan dolayı mı Los Angeles’ı çok sevdim yoksa orada beni kendine çeken bir şeyler mi var? Uzun süredir bu sorunun cevabını arıyorum. Hala bulabilmiş değilim. Bazen o şehre olan sevgimi anlamakta güçlük çekiyorum.
Mesela bir gün gitsem ve bir daha da hiç geri dönmesem nasıl olur acaba.