Büyük Dedem
Büyük dedem, tanıdığım en büyük adamdı. Hayır, gerçekten büyüktü. Kocamandı. Neredeyse benim vücudum kadar elleri ve büsbüyük burun delikleri vardı. Aslında babamın babasıydı ama sadece “dede” deyince yeteri kadar büyük bir çağrışım yapmıyordu. Çok küçükken kızkardeşim Shane ile birlikte, büyük dedemin devasa bir şeker fabrikasının sahibi olduğunu zannederdik. Fabrikası olduğu kesindi çünkü Lille’den bize her gelişinde şeker getirirdi. Fabrikasının devasa olduğu da getirdiği şekerleme miktarından anlaşılıyordu. Yemek yemiyor oluşuma tek kızmayan oydu. Babama sürekli “hiç kimse ıspanak sevmez oğlum, çocuk haklı” der dururdu. Annem de ona kızar ve ağzıma burnuma ıspanakları tıkardı. Bizde kalmaya geldiği dönemlerde arada bir, geceleri beni yatağımdan alıp bahçeye kadar kucağında taşır, sonra da iki ağacın arasına astığımız hamağa yatırıp masal anlatarak uyuturdu. Çünkü tek başıma uyuyamadığımı bilirdi. Belki de hissederdi. Lille’e geri döneceği günün sabahı erkenden kalkar, verandada güneşin doğuşunu izlerken bir iki sigara içer, ardından arabasını yıkayıp, bizi öpmek için uyanmamızı beklerdi. Bıyıkları dışında her tüyü, her saç teli beyazdı. Bıyıkları ise sarıydı. Sapsarı. Bir keresinde okulda sağlık dersinde sarılık hastalığını duymuş ve eve ağlayarak dönmüştüm. Büyük dedemin bıyıklarının sarılık olduğunu sanmıştım. Babam bunu duyup büyük dedemi aradığında dedem, Noel Baba gibi gülmüş. Büyük burun delikleri büyüyüp büyüyüp küçülmüş. Sarı renk bıyıkları nefesinden titreyip dalgalanmış.O telefon konuşmasından sonra dedemi birkaç ay görmedik. Arada bir arıyorduk ama sesini duymak yetmiyordu. Onu görmeyi çok özlüyordum. Bir sabah annem, Shane ile beni kucağına alıp arabanın arka koltuğuna oturttu. Ailecek uzun bir yol gittikten sonra çok büyük bir evin bahçesinde durduk. ”Burası dedenizin evi” dedi annem. “Büyük dedenizin evi.”Sonunda şekerlemelerin nereden geldiğini bulmuştuk. Tam Shane ile elma şekeri aramaya çıkacaktık ki babam beni omzuna alıp evin içine girdi. Çok uzun ve yüksek merdivenleri tırmandık. Babam, önünde durduğu kocaman tahta kapıyı açtı. Büyük dedem büyük bir yatakta tek başına yatıyordu. O anda sadece bıyıkları değil, her yeri sapsarıydı. ”Oğlum, beni Theo ile yalnız bırak” dedi babama. Babam odadan dışarı çıktı, yanıma gelip saçlarımı düzelttikten sonra. ”Theo, sen büyük adam olacaksın. Evin verandasında gün doğumunu izleyip sigara içerken bu söylediklerimi hatırlayıp tebessüm edeceksin. Tanıdığım en büyük adam olacaksın.” Bunları söyledikten sonrasını hatırlamak istemiyorum. O cümleleri neden kurduğunu da tam olarak anlayamıyorum hala. Ama biliyorum ki Büyük Dedem, hayatım boyunca tanıdığım, tanıyabileceğim en büyük adamdı. Gerçekten. Kocaman yatak bile yetmiyordu devasa bedenine.
11 notes
-
eamaneoronra liked this
-
cemrenegiz liked this
-
akincetin liked this
-
kararveremiyorum liked this
-
benimayaklarimhepusurzaten liked this
-
tansuozgul liked this
-
cerensen liked this
-
kargagasi liked this
-
queenlight liked this
-
moontalk posted this
